çözümsel arayış
dipsiz bucaksız yolun yolcusuyuz, dönüp duranda takılı kalmamaktır çözümün ilk arayışı...
Kısır döngünün sarmalın dibi sizi korkutmasın, siz dibe giden sarmalın yolcususunuz.
Hayattan bahsettik ifadelere sığmadı. Edebileştirdik, daha da anlamsal yaklaşımlara değindik, sanatın vurdumduymazlığına vurup keyfi değerlendirdik. Metaforlaştırdığımız yaşamamızın rutini döngüsel olarak ele alırsak: bir sarmalın içinde dönüp durmuyor muyuz? Bazen yollar karmaşıklaşıyor bazen nefeslenme ihtiyacı hissediyoruz bazense dönüp arkamıza bakıp yürüdüğümüz yolu dönmeye çalışıyoruz sanki yürüme merdivenine tersten binermiş gibi o sarmalın içinde tanık olduğumuz anlara yeniden odaklanmak ya da rayından çıkmak…
Fakat şunu es geçiyoruz ki bizi yoran olay sarmalda geçirdiğimiz vakit değil döngünün kendisi, yaşamak değil var olmak, hayata tutunmak değil hayatın ta kendisi. her subjektifliğin içinde kişiselleştiremediğimiz nesnel varsayımlar vardır. ona bir kulp bulur evcilleştiririz. Sonrasında yaşam denilen eve kabul edilir ve ona da bir sandalye çekilir. Değinmek istediğim konu sarmalın kısırlaşması ne zaman çözüme kavuşur?
Okurken farklı alemlere gidip ‘overthinkerlık’ işini fazla abartmış olabiliriz. Belki de bugün işleyeceğimiz konudan bağımsız yeni konularda türemiş olabilir. Her cevabını bulamadığım netliğe kavuşturamadığım fikirlere karşı fikir sapmaları yaşıyorum. Fikrimin netliği konunun çözümü gibi ele alıp konuyu toparladığımı sanıyorum. Halbuki kitabın son sözünü söylemek istenilen cevabı vermiyor.
Hayatta yıllandıkça kat ettiğimiz yol öğrendiklerimizle öğreneceklerimiz arasında komplike duyguların girmesiyle karmaşıklaşıyor. Monoton diye adlandırdığımız yaşamımızın belli bir dönemi stabil geçen kısırlaşmış döngüde takılma kaygısı yaşıyoruz.
Kuş bakışı bakıldığında bunun da aslında bir ‘an’ olduğunu her mutlu korku hüzün dolu anlarımızı albümümüzde nasıl yer ediyorsa: birkaç gün, 1 yıl belki. de bir ömür gibi sürecek uzunlukta stabil geçen dönemimizde o eskittiğimiz albümde yer almalı. Bakın dikkatinizi çekerim ‘ömür gibi’ dedim ve sonuna geçmek fiilini kullandım. Aslında bu her şeyi açıklıyor: sizin kaygılandığınız durumların bir ömür gibi geçip gitmez. Günün sonunda o albümü koltuğunuzun altına sıkıştırıp göç edecek kişi siz olursunuz. Anılar, dönemler tramvalar siz var oldukça sarmalınızda yer eder. Sarmaldan çıkmak dibe doğru yol alan yolculuğunuzda çözüm bulabilir. O sarmalı karıştırmak, yeni bir halka eklemek ya da sadece durmak bile döngü denen illeti kısırlaştırmaz. Kısır döngü dönemseldir ama spesifik kişiselleştirilmiş evimizin bir köşesinde yer etmiş evcil nesnellerimizin kült bir oluşum olduğunu hiçe saymaz. Çözümün aslında geriye ileriye hareket etmek bakınmak ya da durmak olmadığını göğe yükselecek bedenimizin perspektifimizi değiştirmemiz gereken insancıl olmayan yollarla çözüme ulaşabileceğimizdir.
Amacımızın çözümü bulmak değil problemlerimizin içinde arayışa ayak uydurmak, belirsizliklerle mutlu olmamız gerektiğidir. Hayat denen sarmal cevapsız arayıştır.

