minimalist doğrusallığı
sözlüğümün favorisi maksimal yaşama övgüler...
Ocağın ilk gününe uyandığım bir günden merhaba.. Normal hissettiren ama bir o kadar da garip bi enerjinin hakim olduğu sabahın öğlen saatlerine el uzatan zamanlarda bir içeriğe maruz kaldım. Minimalistlik.
Kahvaltılarda senaryomun çekilişinde varolurken medyadan video içeriklerini izlemeyi seviyorum. Spontane açılan bir videoda ‘organize etmek’ terimine maruz kaldım. Alışılmışın dışındaki hayatları izleyen güruhtan olduğum için normal gelmişti. Fakat sonra minimalistlik gözüme sokulduğu anda ikinci bir videoya denk geldiğimde anlamıştım.
Ben bir alışveriş bağımlısıyım, bakiyem azalmasa bile kendi hayal dünyamda almaya devam ederim. Zihinsel alışverişin ustası konumuna ulaşacak kadar materyalistlikle kafayı yemiş olsam da bazen içsel sorgulamalar yapar oldum. ‘ Acaba bunu bullanacak mıyım?, Fazlalık mı yoksa bunun bağımlısı mı olacağım? Bu gerçekten ihtiyaç duyduğum bir şey mi?’ Fakat bu içsel sorgulamalar bir kere doğru bir seçim yapmama sebebiyet verse de keseden tasarruf edeceğim zamanlar mental olarak fazla kaygıya sürüklüyor. İçime dert ve sorun olacağına malıma bir şey olsun diye hıphızlı bu kültüre ayak uyduruyorum.
İçerik üreticelerin bas bas bağırdığı kapsül dolap ve bir şeylerde kurtulmak için keyifsel ve ihtiyaçsal ayrımlarımızı yapmamızı savunmaları sizce de can sıkıcı değil mi? Evet abi belki bu keyifsel yozlaşmanın otlatılamayan koyunu olmak istiyorum. Belki gerçekten sizin bu ‘influence’ ettiğiniz kesim bundan zevk duyuyor olamaz mı? Benimkisi bir kandırma değil anlayacağınız çünkü keyiflerin hayatımızın devamında kayıp düşmemiz için varolan bir muz kabuğu değil aslında hayatımızın devamı ve sürekliliği en azından duygularla varolan komplike canlıların yaşam döngüsü için oluşan yapı taşlarından biri. Biz taş devrinde değiliz nasılsa.. Dönemsel yeniliklerin bir jenerasyonun kurulumuna önayak olduğunu bunla oluşan kesimin yeni nesilleri canlandırcağı ve tarihsel olarak bakıldığında insan yaşamı kronolojisinde yer alacağız. Bu dönem eski geleneklerle yola çıkmak size o bitiş çizgisinde bayrak tutacağı anlamına gelmez, yardım eder. Minimalizmi savunmak kötü bir şey değildir demiyorum ama bu argümanı bu olguyu anlatırken neden bir kalemden tanrının varlığını anlatan insanlara bağlıyorsunuz ki?
Stil sahibi olan insanlar, keyifsel tutumların ticarete dönüştüğü bu dönemde: Sizin için bir ihtiyaç değilse onu ‘wishlist’ inize koyup bekleyebilirsiniz veya trend malzemelerin bir sonra atılacağını bu yüzden bu derin sorgulamalara girilmesi gerektiğini savunuyorsunuz. Biz dümdüz varlıklar değiliz o derin sorgulamalar size yeni anksiyetik durumlara sokabilir bu ise duyguların bedenimizde oluşturduğu problemlere yol açabilir ( sivilce saç dökülmesi uykusuzluk vs.) bu da bunları çözmek için daha çok para harcamamıza neden olur.
Kapsül dolap kısmı ne kadar kulağa mantıklı gelse de stil sahibi hayatına farklı renkler katan insanları ayrıştırmak oluyor. Nasıl mı oluyor? Şöyle ki eğer bir toplumun kapsül dolap teoremine göre hayatını düzenlediğini düşünürsek toplumların giyim düzenine el atmış olur. Böylece herkes tek renk tek insan aynı üniforma giymişiz gibi görünen yeni toplum görünümleri yaratırız. Bu da yoldan geçen kırmızı bereli insanın ortaya çıkması oluşan mimikler ve maruz kalınan bakışlarla ‘ötekileştirmek’ durumunda kalmasına yol açıyor. Ayrıca bu kapsül dolap olayını çürütebileceğim bir argümanım da var. Biz o dönem çok beğenerek aldığımız veya öylesine modaya uydurmak için aldığımız (bu son dediğim minimalist kesimi çok tetikliyor) bir eşyayı giyip sıkılıyoruz. Günün sonunda o eşya eğer giyilebilecek derecedeyse onu satabiliriz. Maalesef ki oluşan kapitalist düzende markaların stok yetersizliğinden midir nedir insanların bu ürünleri bir an önce alma alışkanlığından dolayı çok iyi, dudak uçuklatan fiyatlara satılmasına yol açıyor. Tabi bu fırsatçılar dışında bizim tanımladığımız iyi niyetli insanlar da var. Bu şekilde hem elinizden çıkartıp yeni bir keyif materyaline erişimde bütçenizi korumuş oluyor hem de diğer sizden birileri ile kıyafet sürekliliğine katkıda bulunmuş oluyorsunuz. Ben bunlarla uğraşamam diyorsanız bağışta bulunabilirsiniz. Manevi anlamda vicdanen rahatlamış ve psikolojik bünyenize yapılan iyilik ilaç gibi geliyor. Eğer o kullanılamayacak derecede ise zaten o ürünü bir ihtiyaç olarak değerlendirebilirsin çünkü çok kullanmışsınız.
Ben bu durumu kendimi kandırdığım zaman diliminde alışkanlığıma yapılan bir saygısızlık olarak görmüyorum. Sadece minimalistlik övülen bir durum da olabilir. Tasarruf konusunda benim de bir bilgi birikimim var ama bu insanların kaliteli hayat kovaladığı dönemde çok düzlemsel olarak sadece mantığın ön planda olduğu üslupla ve seçeneklerle anlatmak bana normal gelmiyor. Hayatımıza renk katmak da ihtiyaç, fazlası tartışalacak ise hitap ettiğiniz kesimin diline göre sunmanız lazım.
Durgun bir suda seken taşın dibe boylaması bizim ilgileneceğimiz olay olmalı fakat ilk önce romantize edilmiş hayatları çözmeniz gerekiyor ki argümanınız güçlensin. Mutlu harcamalar, teşekkürler basitleştirilmeye çalışan basit hayatımızda kalitelere tutunan maksi insancıklar!

